Bu Kategoridesiniz : 10 Kasım 2016 Perşembe 01:50

Kırmızıyı görmeden…

nmmm

İSMAİL AKGÜL
Şiştin mi…
Bir zamanlar böyle derdik, biz basın mensupları…
Kime mi..
Birbirimize…
Yanlış haber yapan, ya da haber atlayana…
Şiştin mi…
Aynısını şimdi bir İstanbul gazetesi için kullanmak gerekiyor.
Nedenine gelince…
Kaybettiği halde, bir haber ‘posta’lamış, Clinton’u ‘ABD Başkanı’ ilan etmiş.
Seçimi kazanan ise Trump oldu.
Basında vardır zamanla yarışmak. At yarışında kupon yapmak gibidir, birinci gelecek atı iyi tahmin etmektir.
Ama tahmindir bu…Ya tutarsa… Ganyanda tutturamazsan üzülürsün, sonraki yarışa bakarsın.
Ama gazetede haber yapıp gece ‘Ya tutarsa’ diye rüyaya yatmak… Ya tutmazsa, naneyi yersin.
O naneyi yiyen her kimse, eğer patronun damadı falan değilse, şişer ve patlar.
Ama önemli olan hatanın yer aldığı gazetenin ‘şişik’ olmasıdır. Çünkü o yanlış haber, gazetenin sayfasında kara bir leke olarak, arşivlerde yerini alır.
Kocası ABD eski başkanlarından olan Mrs. Clinton, ABD seçmenine göre başkanlık seçiminin mağlubu, ama bizim gazetelerden birine göre ABD’nin yeni başkanı.
Şimdi bu gazeteyi gerçek başkan Trump’un masasına koyarlarsa, biri de tercümesini yaparsa… Adam zaten şov yapıp ‘İşin başına geçtim’ mesajı vermek istiyor, üstelik de bu şovu ‘topla, tüfekle’ yapmak niyetinde…
Neyse, pek abartmayalım işi. Malum fıkrayı anlatan biri çıkabilir… Hangi fıkra mı? Kısaca anımsatalım…
Adamın biri hamama girmiş, herkes peştemallı, o ise belden aşağısını gazete ile kapatmış. Sormuşlar niye böyle yaptığını, o da şöyle demiş: ”Abartıyorlar, büyütüyorlar…”
Bu gazete de abartmış, Clinton’u başkan ilan etmiş.
Bu hata, aslında basında iletişimin hangi noktaya geldiğini anımsatması bakımından önemli.
Mesleğe başladığımız yılllar… 40 yılı aşmış…Telefonla haber almak, haber yazdırmak çok masraflı işti, ayrıca çok da zaman isterdi. İstanbul gazetelerine Bursa haberi sokabilmek için gündüz saat 12.00’de haberi geçmek gerekirdi. Çünkü 14.30 sıralarında baskı makineleri, matbaa çalışmaya başlar, saat 17.00 sıraları ilk baskı gazete İstanbul’da satışa çıkardı. İşte bu ilk baskı, aynı zamanda taşra baskısıdır, yani aralarında Bursa’nın da bulunduğu çevre illerde okuyucuya sunulacak gazetedir.
Bu nedenle yerel basının önemi çok büyüktü. Sayfalarını incelediğinizde Bursa haberlerini İstanbul gazetelerinde değil, Bursa’nın yerel gazetelerinde okurdunuz. Bu nedenledir ki, o dönemlerde gerçek gazete okurları koltuklarının altına bir İstanbul, bir de Bursa gazetesi sıkıştırırdı.
Bu durum, Bursa basınında kalite ve sayı açısından artış getirdi. Sadece isim konusunda bir dönem karışıklık yaşandı. ‘Hakimiyet’ ismi bir ara 3 gazetenin de logosunda yer aldı. Bursa Hakimiyet, Doğru Hakimiyet ve Milletindir Hakimiyet gazeteleri bayilerde askıya çıkan  ‘Hakimiyet’li gazetelerdi.
Bu isimleri duyan İstanbullu meslektaşlarımız, şöyle bir cümleyi her platformda kullanır olmuştu:
”Bursa’da bütün kebapçılar İskender, bütün gazeteler Hakimiyet’tir.”
O dönem, çok geride kaldı artık. Şimdi bir gazeteye haber ve fotoğraf geçmek birkaç dakikalık iş. Bilgisayarın başına otur… Gerisi kolay, nasılsa ışık hızında internet bile var.
Başa dönersek…
İletişimin bu derece mükemmel hale geldiği bir dünyada ABD seçim sonuçlarını böylesine lakayt bir anlayışla vermek okuyucuyu ‘keriz’ yerine koymaktır.
Kumar oynamanın başka versiyonudur  ‘Clinton Başkan’ demek. Ya tutarsa diye sallamak kolay, ama şamarın kimin suratında şaplayacağı belli olmaz.
Clinton gerçekten kazansaydı… O zaman ortaya çıkıp rakip gazetelerin nasıl ‘şiştiğini’ anlatır, dalgalarını geçerlerdi. Olmadı, kendileri şişti.
Bu hata, gazeteciler açısından ders almayı gerektiren bir gelişmedir. Çünkü…
Gerekli ve önemli olan ‘doğruları’ yazmaktır.
Unutmayın aşağıdaki sözü…
”Kırmızıyı görmeden kırmızıya kırmızı deme.”

 benzer haberler

Edebali’ye tam destek  

Edebali’ye tam destek

Kırsal kalkınmaya tam not  

Kırsal kalkınmaya tam not

‘İstifa da ahlaklı bürokrasinin bir parçasıdır’  

‘İstifa da ahlaklı bürokrasinin bir parçasıdır’