Bu Kategoridesiniz : 16 Mart 2017 Perşembe 20:10

Mali Müşavirlere Evet-Hayır paneli

Bursa Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası (BSMMMO) yaklaşan 16 Nisan öncesinde referandumu konuştu. BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez’in moderatörlüğünde gerçekleşen panele Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Tahsin Kara ile Aydın Keleşoğlu, Bursa Barosu Üyesi Avukat Cihat Çini ve Bursa Barosu Saymanı Avukat Metin Öztosun konuşmacı olarak katıldı.

Yaklaşan referandum öncesi anayasada değiştirilmek istenen 18 madde Bursa’da mali müşavirler ve hukukçular tarafından tartışıldı. Bursa Akademik Odalar Birliği Yerleşkesi’nde (BAOB) bulunan BSMMMO konferans salonunda düzenlenen panelin açılışında konuşan BSMMMO Başkanı Ahmet Hikmet Sönmez, ”Biz akademik bir kuruluşuz bu nedenle ülke meselelerine de eğilmemiz gerekiyor. Referandum konusunda bir oturum gerçekleştirmek istedik. Biz meslek mensuplarımıza ve Bursa kamuoyuna referandum konusunda neyin ne olduğunu anlatmak istedik. Başından sonuna kadar tarafsızca bir oturum hedefledik” dedi.

Kara: Etnik problemleri çözmek için yeni bir Anayasaya ihtiyaç var

Daha sonra Sönmez’in moderatörülünde başlayan oturumda ilk olarak Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir Tahsin Kara konuştu. Kara, Anayasanın tanımını yaparak,” Anayasa halkla devletin ilişkisini koruduğu, bir metine bağlı oluşan, kurumlar aracılığıyla davranış biçimini oluşturur. Anayasa eğer geçmişte TBMM’nin ilk kuruluşu ile birlikte kavram olarak geliyorsa geçmişi de değerlendirmemiz gerekir. Bugünden de geleceğe bakmamız lazım. Yeni bir anayasaya ihtiyaç var mı? Var. Çünkü dünya değişiyor. Ekonomi değişiyor. Bundan sonraki anayasanın da yeni düzene uyması gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti Birinci Dünya Savaşı’nın ardından ortaya çıkan bir devlet. Bir kurtuluş mücadelesi ile birlikte ortaya çıkmış bir devlet. İnsanların ortak mücadelesi sonucu bir ortam oluşarak birliktelik ortaya çıkmış. Kazanılan devlet ile birlikte bazı kurallar yasayla ortaya koyulmuş. Sosyal devlet anlayışı, laiklik anlayışı ve hukuka bağlı bir devletin ortaya çıkmasıyla oluşturulan bir yapı var. Üstelik o zor günlerde böyle bir kazanım ortaya çıkmış. Osmanlı’nın bıraktığı olumsuzluklar, Sovyet bloğunun oluşturulmaya çalışılması, ABD’nin küresel ekonomiye dayalı yapısı, Avrupa’da yaşanan gelişmelerin yaşandığı bir dönemde böyle bir kazanım ortaya çıktı. Daha sonraya baktığımızda birçok darbe yaşanıyor. Demokrat ve Adalet Partilerinin tek başına iktidar dönemleri, muhtıra verilmesi, istenmeyen olayların yaşanması, ekonomik krizler gibi. Bunları topladığımızda biraz güçlü iktidarlar ortaya çıktığında birtakım merkezlerin böyle iradelere müdahale etmesini ortadan kaldıramadık. Anayasa metnimiz bu anlamda bu durumlara imkanlar vermiş. Daha sonraları eklenen çeşitli maddelerle bazı durumlar önlenmeye çalışılmış ama tam da başa çıkamamış. Yılların getirdiği etnik problemlerin aslında halkın üzerinde olmayan birtakım problemleri çözmek için anayasa değişikliğine ihtiyaç vardır” ifadelerini kullandı.

Keleşoğlu: Meclisi kandırmak zor, tek adamı kandırmak kolaydır

Kara’nın konuşmasının ardından referandumla ilgili maddeleri açıklayan Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir Aydın Keleşoğlu, ”Anayasa insanoğlunun demokratik haklarının gelişmesi, bireysel haklarının kazanılması için yapılır. Anayasa bireyi devlete karşı gerçek anlamdaki hukuku alabilmesi için yapılır. Referanduma gidecek anayasa acaba bu tanıma uyuyor mu? Planlanan anayasa, ülke ekonomisine katkı sağlayacak ifadeler, insan haklarının gelişmesine yönelik ifadeler içermiyor maalesef. Devlet bazı hakları vermeyeceğim diyor. Ama insanlar bu hakları elde etmek için mücadele ediyor ve devlet baskısına maruz kalıyor. Milletin iradesi milletin hak ve özgürlüğü kendisini ifade ettiği yer olan meclis ne zaman kapatılmış, kısıtlanmış, yetki kaybına uğramışsa, yetki tek adama verilmişse o ülke maalesef yıkılmıştır. Geçmişte bunun örnekleri var. Milli irade tek bir kişinin eline geçemez. Koca meclisi kandırmak zordur. Ancak tek kişiyi kandırmak kolaydır. Şimdi diyeceksiniz ki cumhurbaşkanı kandırılır mı? Kandırıldığını gördük. FETÖ kandırdı. Yaveri kandırdı. Amerika’nın Rusya’nın kandırmayacağı ne malum? En sağlıklı sonuç ortak kararla alınır. Bunun yolu da meclisten geçer. Tek adamlılıkta o kişinin kaderi neyse koca ülkenin de kaderi o olur. Gönderilen 18 maddeye baktığımızda milletvekillerinin yetkilerinin kısıtlandığını görüyoruz. Değişim gerekiyor ama kötüye bir değişime müsaade edemeyiz. Değişimin iyiye doğru olması gerekmektedir. Bu demokratik haklar kolay elde edilmedi. Dolayısıyla bu hakları bir kişiye kolay kolay teslim etmememiz gerekir. Tek kişiye teslim etmek gasp demektir. Milletin haklarını gasp etmek de bir hırsızlıktır” dedi.

Çini: Milletvekili artışı illerdeki temsiliyetler artsın diye yapılıyor

Bursa Barosu Üyesi Avukat Cihat Çini ise, “İnsanlarımız maddeleri incelemiyorlar. Genellikle basın üzerinden veya sivil toplum kuruluşlarından bilgi alıyorlar. Anayasa değişiklik paketi maddeler itibariyle toplumun sosyal yaşam alanına ilişkin, devletin iç işleyişine ve hükümet sistemine yönelik değişiklikler içerdiğini görüyoruz. Değişikliklere baktığımızda milletvekili sayısı 600’e çıkartılıyor. 50 milletvekilinin artışı toplumdaki illerdeki temsiliyetin farklılığı göze çarpıyordu. Bu maddeyle birlikte illerin temsiliyet oranı artacak. Bunun nedenine baktığımızda tek milletvekili ile temsil edilen iller var. O ilden yüzde 35 oy alan bir parti milletvekili çıkartırken, yüzde 30 oy alan bir parti milletvekili çıkartamıyor. Bu sorun ortadan kaldırılmak istendi. Seçme ve seçilme yaşı 18’e düşürülecek. Seçme yaşı 18’di ama hep 60, 40 yaşını meclise gönderdi. Madem seçme yaşı 18, o zaman o yaştaki insanlar da meclise gitsin. Böylece geçler de siyasi temsil hakkını kazanmış olacaklar” ifadelerini kullandı.

Öztosun: Krallardan alınan bütçe yapma yetkisi şimdi cumhurbaşkanına verilmek isteniyor

Son olarak konuşma yapan Bursa Barosu Saymanı Metin Öztosun da,”Anaysa metnine baştan sona çalıştım. İçimden bir Fatiha okumak geldi. Çünkü burada tüm yetkiler cumhurbaşkanında toplanıyor. Biz buna anayasa literatüründe kuvvetler birliği diyoruz. Krallardan alınan ilk yetki bütçedir. Çünkü vergi haksızlığı vardı. Parlamentolar krallardan ilk olarak bütçe yapma yetkisini alır. Biz bu yeni anayasa metninde baktığımızda bütçe yapma yetkisinin cumhurbaşkanında verildiğini görüyoruz. Burada bir yetki devri var. Parlamentodan alınan yetki cumhurbaşkanına veriliyor. Ana muhalefet partisi bu konuda Anayasa Mahkemesi’ne gitmedi. Belki bir sonuç alamayacağını düşündü. Ya da halktan kaçıyor musunuz söylemini kırmaya çalıştı. Ben bir hukukçu olarak gitmesini isterdim. En azından tarih karşısında bu itirazın yapılması gerekiyordu. Şimdi bütçe yeni anayasa taslağı ile şöyle olacak. Vergi koyma, vergi sınırlarını belirleme, ileride hatta göreceksiniz verginin toplanmasının devri gündeme gelecek. İntizam usulü denir. Osmanlı’yı yıkan bir usuldür bu. Gizli saklı bazı yasa maddelerinin içerisinde var. Bir de cumhurbaşkanına bir şey olduğunda yerine gelen isim konusu var. Cumhurbaşkanı yardımcısı geçecek. Peki ya cumhurbaşkanı yardımcıları arasında bir yetki karmaşası olursa? Bu hiç düşünülmemiş. Çok sıkıntılı bir durum” dedi.

 

 

 benzer haberler

Edebali’ye tam destek  

Edebali’ye tam destek

Kırsal kalkınmaya tam not  

Kırsal kalkınmaya tam not

‘İstifa da ahlaklı bürokrasinin bir parçasıdır’  

‘İstifa da ahlaklı bürokrasinin bir parçasıdır’