Bu Kategoridesiniz : 19 Ekim 2016 Çarşamba 17:10

Menopoz hastalık değil doğal bir süreç

Menopoz döneminde östrojen hormonunun vücutta aşırı düşmesiyle birlikte, kemik erimesi (osteoporoz) ve kalp rahatsızlıkları riski de artıyor. Bu riskleri önleme konusunda, kadınların yıllık jinekolojik muayenelerini menopoz döneminde de aksatmamaları önem taşıyor. ‘18 Ekim Dünya Menopoz Günü’ kapsamında Acıbadem Bursa Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ebru Füsun Donat, bu dönemle başa çıkmak için uygulanacak tedavi yollarını anlattı…

Menopoz tıp dilinde “Kadının adetten kesilmesi ve doğurganlığının sona ermesi” olarak tanımlanıyor. Diğer bir deyişle, kadınlarda ergenlik çağı ile başlayan ve düzenli aralıklarla her ay tekrarlanan adet kanamaları bu döneminde sona eriyor. Türkiye’de menopoza girme yaşı 46, yurt dışında ise kültürel, ırksal ve coğrafik farklılıklar nedeniyle 51 yaş olarak ifade ediliyor. Toplumumuzda yaygın bir kanı olarak yaşlılık döneminin başlangıcı olarak görülen menopoz dönemi, aslında ortalama insan ömrünün 80’in üzerinde olduğu düşünülürse hayatın önemli bir kısmını kapsıyor.

Fizyolojik ve psikolojik etkileri

Menopoz döneminde östrojen ve progesteron hormonlarının daha az salgılandığını belirten Dr. Ebru Füsun Donat, bunun kişide fiziki ve psikolojik birçok değişikliğe neden olduğunu söylüyor: “Çarpıntı, sıcak basmaları, vajinal kuruluk, ilişki esnasında ağrı, sık idrara çıkma hissi ya da idrar yaparken yanma, kemikte ağrılar ve kalple ilgili sorunlar meydana gelebiliyor. Bunun dışında ruh halinde değişiklikler, uyku düzeninde bozukluklar, içe kapanıklık, sinirlilik, endişe hali ve daha ileri boyutta depresyon ortaya çıkabiliyor.”

İlk adım hormon tedavisi değil

Dr. Ebru Füsun Donat, hastanın psikolojik ve psikosomatik rahatsızlıkları varsa, önce doğal bir destekleyici tedavi olan fito-östrojenleri sonra antidepresanları öneriyor. Fito-östrojen etkisine sahip doğal maddeler, menopoz döneminde sıkça görülen şikayetleri yüzde 60-70 oranında azaltıyor. Dr. Ebru Füsun Donat, diğer bir tedavi şekli olan hormon replasmanında, vücutta eksik olan östrojen ve progesteron hormonunun yerine konması esasına dayalı bir tedavi yöntemi uygulandığını ifade ediyor: “Ancak biz hastaya ilk olarak hormon tedavisini önermiyoruz çünkü riskleri var. Bu tür tedavilerin etkinliğini öngörmek, dozlarını hesaplamak, hangi hastada nasıl bir yan etki gösterebileceği önceden bilmek mümkün değil.” diyor. Menopoza giren her kadına hormon tedavisi uygulanmadığının altını çizen Dr. Ebru Füsun Donat, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Daha önce meme ya da rahim kanseri geçirenlerde, ‘porfiri’ dediğimiz hastalığı olanlarda, ciddi bir karaciğer hastalığı bulunanlarda ‘hormon replasmanı’ tercih edilmiyor.”

Kemik erimesini artırıyor

Menopozun yol açtığı en önemli rahatsızlıklardan biri kemik erimesi. Araştırmalara göre 40’lı yaşlardan sonra kadınlar her yıl kemik kitlesinin binde beşini kaybederken, menopozdan sonra bu oran yüzde 3-4’e çıkıyor. Dr. Ebru Füsun Donat, “Menopozdan sonra kemik yıkımı, yapımdan daha hızlı olmaya başladığından yavaş yavaş kemik yoğunluğu azalıyor” diyor. Menopoza giren hastanın kemik yoğunluğunun ölçüldüğünü ve büyük boyutta bir yıkım olduğunda ilaç tedavisine başlandığını anlatan Dr. Ebru Füsun Donat, şöyle devam ediyor: “Kişiye göre ek olarak kalsiyum, D vitamini, çinko, magnezyum içeren takviyeler başlanıyor. Kemik yoğunluğunda bir miktar azalma olanlara da haftada üç gün yürüme, yüzme veya bisiklet gibi egzersizleri öneriyoruz”

Buna ek olarak beslenmede süt ve süt ürünleri tüketimine özen gösterilmesi gerekiyor. Alınan D vitamininin aktifleşmesi için vücudun güneş görmesi önemli olduğundan Dr. Ebru Füsun Donat, “Güneşin dik olmadığı saatlerde, her iki kolun omuzdan aşağıya günlük 15 dakika güneş görmesi önemli” diyor.

Ateş basmasına karşı bunları yapın

Menopoz dönemindeki kadınlar en çok ateş basmasından ve aşırı terlemeden yakınıyor. Dr. Ebru Füsun Donat, bu şikayetleri azaltabilmek için şunları öneriyor: “İnce, pamuklu, açık renk kıyafetler tercih edilebilir, sıcak havalarda daha sık duş alınabilir ve antiperspirant deodorantlar kullanılabilir. Yazın klimalı ortamlarda bulunmak, kışın içinde bulunulan mekanı havalandırmak da ferahlatıcı olabilir. Uyku düzenindeki bozulmalar için egzersizlerden faydalanabilir, akşamları rahatlatıcı etkiye sahip adaçayı, melisa veya papatya gibi bitkisel çaylar da tüketebilirsiniz.”

 benzer haberler

Bağımlılıkla mücadele için İnsanlık Köyü  

Bağımlılıkla mücadele için İnsanlık Köyü

Nilüfer ‘Sağlıklı Kentler’e de örnek  

Nilüfer ‘Sağlıklı Kentler’e de örnek

Adet dönemi uzun ve sancılı geçiyorsa dikkat  

Adet dönemi uzun ve sancılı geçiyorsa dikkat