Bu Kategoridesiniz : 18 Mayıs 2018 Cuma 16:59

Yanağım acıyor…

İzninizle, önce aşağıdaki paragrafı yazmak istiyorum… Okulun kendi sitesinden…

“1972 yılına kadar ‘Beykoz Ortaokulu’ olarak hizmet veren okulumuz, 6 Mart 1972 tarihinde okul müdürü Ziya Ünsel’in göreve gelirken öldürülmesi sonucu Bakanlıkça ‘Ziya Ünsel Orta Okulu’ adını almıştır.”

Neden mi yazdım?

Benim de 1968 yaz döneminde mezun olduğum (o zamanlar ayrıca okul bitirme sınavları yapılırdı) Bursa Çelebi Mehmet Orta Okulu’ndan (ÇMOO) 1970 yılı öncesi mezun olanların çok iyi tanıdıkları, dönemin okul müdürü Ziya Ünsel’i anımsatmak için.

Ne mi olmuş müdürümüz Ünsel’e… Öldürülmüş.

Peki nasıl..

Yine aynı siteden bir alıntıyla aktarayım:

“1970 yılında ayrılacağı Bursa Çelebi Mehmet Ortaokulu öğretmenliği ve Müdürlüğünde bulundu.Bu arada idareciliğinin yanısıra Türkçe öğretmenliği de yapıyordu.Tek kızının öğrenim durumu nedeniyle Bursa’dan ayrıldı.İstanbul’da çok sevdiği ve çocukluk yıllarını geçirdiği Boğazda bir okula tayinini istedi.Beykoz Ortaokulu Müdürü olarak atandığında 33 yıllık öğretmenlik hayatını bitirmek niyetinde değildi. 1972 yılının 6 Martında kolunda okulla ilgili yeni projelerle Yeniköy iskelesinde Beykoz’a okuluna gitmek üzere motora binerken aynı okulda görevli bir kendini bilmezin tabancasından çıkan 7 hain kurşunla hayata gözlerini yumdu.”

Size, eski mezunlara ortaokul müdürümüz merhum Ziya Ünsel’i anımsatmış oldum sanırım. Öğretmen ile öğrenci arasında bir sorun yaşandığına ilişkin haberler okuduğumda sürekli aklıma gelir, bir taraftan yanağım tekrar acırken, yüzümdeki tebessümle onu yine de saygıyla anarım.

“Neden yanağın tekrar acıdı?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Sormadınız diyelim, ben yine de yazacağım, çünkü yazımın konusu bu yanak acıması…

Fethiye Oral hocamız okulumuzun temizlik kolu başkanıydı. Beni de bizim sınıfın temizlik kolu başkanı, bir kız arkadaşımızı da yardımcı yapmıştı. Bugün beton yapılarda Çelebi Mehmet Lisesi olarak eğitim veren okulumuz o zaman ahşap bir  binaydı. Kömür sobasıyla ısınırdı. Döşemeler ve merdivenler yürürken gıcırdardı.

Bir sabah okul görevlisi sobaları yakmıştı erkenden. Hava lodoslu. Bizim sınıfın sobası tam tutuşmamış, yoğun şekilde duman tütüyor. Koridora da yayıldı duman, kapıyı açınca.

Birkaç dakika sonra merdivenlerde bir gürültü… Belli ki birisi koşarak iniyor. Sonra koridordaki yangın çanı kulak zarlarını patlatacak desibelde sesle titremeye başladı. Bir de baktık ki…

 

Okul müdürü Ziya Ünsel, elindeki demir tokmakla yangın çanının canına okuyor… Dannnn, dinnn…

Ve işte o an…

“Fethiye hocaaaamm” diye bağırmaya başladı müdürümüz. Ardından ekledi, “Bu sınıfın temizlik kolu başkanı kim?” diye…

Yanına yaklaştım, “Yardımcın da gelsin çabuk” dedi. Kız arkadaşımız da geldi. Karşısında hazırola geçmiş, duruyoruz.

Bize baktı, sonra da bağırarak şöyle dedi:

“Fethiye hocanım, temizlik kolunu sizin huzurunuzda cezalandırıyorum.”

Sonra mı… ‘Şak’ diye peş peşe iki ses.

Sert bir tokat benim yanağıma, bir sert tokat da kız arkadaşımızın yanağına.

Tokat attıktan sonra da uyardı bizi:

“Bir daha soba tütmeyecek, ortalık duman olmayacak.”

Lodos esti, soba tüttü, fatura bize çıktı, tokadı yedik.

Peki biz ne yaptık…Tepki yok… Kuzu gibi iki öğrenci, biri erkek diğeri kız. İkinci tokadı yemeye hazırcasına, hala hazırolda… Öğretmenlerimiz ve arkadaşlar ise gülüyor. Tokadı yiyen bizlere değil, tokat atan müdürümüze.

Sonrası mı? Saygımız, bu tokada rağmen hiç azalmadı.

Bugün öyle mi…

Aynı durumda olan bir öğrenci dayak yediğini ailesine anlatsa… Neyse, yazmak gelmiyor içimden, çünkü buna örnek sayılabilecek olayları o kadar çok duyduk ki…

Korkardık öğretmenlerimizden biz. Biraz da korkuyla mayalanmış bir saygı mı desek buna acaba… Öyle bir şey işte.

Bir Cuma günü okulun dağılışında, hava yağışlı diye ikinci kat koridorunda bütün okulu topladı müdürümüz. Tahta bir sandalyenin üzerine çıkıp, “Heykelönü’ndeki Ünlü Caddede pazar günleri açılan sergilerde Teksas ve Tommix gibi çizgi romanlar satılıyor, ayrıca langırt salonları da var. Bunlar size zararlıdır. Onun için  pazar günleri bu caddeye girmenizi yasaklıyorum. Birinizi görürsem canını fena yakarım” diye uyardı ve caddeye giriş-çıkışları ÇMOO öğrencilerine yasakladı.

İki gün sonrası ilk pazar günü caddenin üst tarafındaki Dilek sinemasına sabah 09.00 tenzilatlı halk matinesine bilet almıştık. Sinemaya giderken, şimdiki bankanın yerinde bir restoran vardı o zaman, onun köşesinde yani Ünlü Cadde girişinde müdürümüzü gördük. Öğrencilere yasakladığı caddenin girişinde kontrol için görev başındaydı. Caddeye girsek tanır mıydı bizi? Sanmam. Ama korktuğumuz için caddeye hiç girmedik, yakından bile geçemedik.

Yasakladığı cadde, duman yüzünden yenilen tokatlar… Yine de tatlı anılar bunlar. Yine de çok sevip saydık müdürümüzü.

Çünkü, bir öğrenci olarak 3 yıl boyunca her 10 Kasım’da ellerimizde kasımpatı demetleriyle Atatürk’ü andığımız en anlamlı törenleri müdürümüz sayesinde ÇMOO’da yaşadık. Ne mutlu bize.

Ayrıca…

Şimdi yerinde olmayan bir büst vardı, ahşap okulumuz bahçesinde. Çiçeklerle çevrilmiş bir mini bahçecik,ortasında aynı okuldan mezun öğretmen Devrim Şehidi Kubilay’ın büstü.  Kubilay’ın Menemen’de şehit edilişinin yıl dönümlerinde düzenlediği törende bize Kubilay’ı anlatır, bütün okul, öğretmen ve öğrenciler hep birlikte saygı duruşunda bulunurduk.

Böyle bir öğretmene (okul müdürümüz aynı zamanda Türkçe öğretmenimizdi) öfke duymak mümkün mü sizce… Üstelik annemiz bize ‘öğretmenin vurduğu yerde gül biter’ deyimini ezberletmişken…

Oysa bugün bir şeyler değişmiş olmalı ki, öğretmen de öğrenci de ‘tahammül çizgisini’ en alt seviyeye çekmiş.

Bu anımsatmanın ve saygıyla andığım müdürümüzle ilgili bir kucak anıdan birkaçını aktarmamın ardından derim ki…

‘Haksızlığa uğradığınızda’ hakkınızı arayın; hem öğretmen, hem de öğrenci olarak… Ama şiddetten uzak, saygıyı ve sevgiyi göz ardı etmeden…

Saygı ve sevgiyle hareket ederseniz, bilin ki hayat sizi daima doğru yöne çeker.

 

 

 

 benzer haberler

Vahşice öldürülen Zeytin’in kumdan heykeli yapıldı  

Vahşice öldürülen Zeytin’in kumdan heykeli yapıldı

Dünyanın müziği Nilüfer’de yankılanıyor  

Dünyanın müziği Nilüfer’de yankılanıyor

Tarih başkentinde büyük buluşma  

Tarih başkentinde büyük buluşma